Boybeyi: "Türk Eğitim Sen’den istifa ediyorum"

Türk-Eğitim Sen Başkanlığı görevini uzun süre yapan Osman Boybeyi son yaşanan süreçlerden dolayı emeklerinin hiçe sayıldığını dile getirerek sendikasından istifa etme kararı aldığını belirterek istifasını sosyal medya hesabından paylaştı.

Boybeyi: "Türk Eğitim Sen’den istifa ediyorum"
Osman Boybeyi yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:
"Türk Eğitim Sen 1992 yılında kurulduğunda Van Muradiye’de görev yapıyordum. PKK’nın en azılı zamanlarıydı. Türk milliyetçisi, idealist bir öğretmendim. Bizim sendikamız diyerek 33 yıldır Türk Eğitim Sen üyesiyim.
2005 yılında Kilis’te ki Türk Eğitim Sen emektarı arkadaşlarımın, yani teşkilatımızın ısrarlı teklifiyle, hiç aklımda yokken Türk Eğitim Sen Kilis İl Temsilcisi oldum. Yönetimimizi oluşturduk ve adam gibi sendikacılık yaptık. Siyasi iktidardan aldığı güçle, devlet imkânlarını kullanan sendikayla kafa kafaya mücadele ettik.
Baş eğmedik, mücadele ettik diye 2010 yılında beni sürgün ettiler. (Türkiye’de il dışına hukuksuzca sürgün edilen tek sendika başkanı bendim.) Tayinimi Şanlıurfa’ya çıkardılar. Mahkemeyi kazanırım diye evimi taşımadım. Şanlıurfa’ya gidiş geliş yaptım. Evimden çocuklarımdan hafta da 4 gün ayrı kaldım. Maddi manevi birçok zorluk yaşadım. (Canım sağ olsun, davamız için can feda dedim.) Kilis’e dönmek için açtığım davaya fetöcü hâkimler ret verdiler, davayı kaybettim. Kilis’e üç yıl sonra 2013’te normal tayinle döndüm.
Sendika yönetiminde bulunan ya da emeği olan birçok arkadaşın ‘’sen sendika başkanı olarak sürgün edildin, bu sebeple tekrar sendika başkanı olman lazım’’ iradesiyle ve seçimle, delegelerimizin verdiği tertemiz oylarla, 2013 yılı Kasım ayında Türk Eğitim Sen şube başkanı yapıldım. 2013 yılından beri profesyonel şube başkanı olarak görev yapıyorum. Ama her zaman amatör ruhla ve dava şuuruyla yiğitçe sendikacılık yaptım. Yönetim kurullarımızda yer alan arkadaşların ve vatan sevdalısı üyelerimizin de desteğiyle Türk Eğitim Sen’i Kilis’in en güvenilir sendikası yaptık. 2005 yılında sendika başkanı olduğumda üye sayımız 180 civarında iken, 2025 yılını 850 civarında üyeyle kapattık. Bu arada 20 yıl boyunca ekibimizle birlikte Türk Eğitim Sen'e yaklaşık olarak 3000 civarında üye kazandırmışız. Bunların yaklaşık 1500'ü başka illere tayin olurken, 650 civarında üyemizde emekli olmuş ya da sendikadan ayrılmıştır.
Kilis’te ki çalışan sayısına bakıldığında %22 civarında üyemiz olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye genelinde % 19 üye oranına sahip Türk Eğitim Genel Merkezine göre daha başarılı olmuşuz. Fedakârca ve yiğitçe sendikacılık yapıyoruz, 20 yıldır emeğimiz var, üstüne üstlük sürgünde yemişiz.
Ve o gün, 11 Aralık günü telefonum çalıyor ve o iğrenç karar bildiriliyor. Türk Eğitim Sen Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Dolgun ‘’Osman başkanım emekleriniz için teşekkür ederiz. Teşkilatların emri ile şube başkanlığını bırakmanız gerekiyor. Yerinize başka bir arkadaş şube başkanı olacak’’ diyor. Türk Eğitim Sen Genel Merkezine göre 20 yıllık emek ve fedakârlığın karşılığı, kuru bir teşekkürmüş.
Delege seçimini yapmışız, aday olacağımızı açıklamışız ve şube başkanlığı seçimine bir aydan az bir zaman kalmışken hadi sana güle güle deniliyor. Tüzük gereği haklarımı koruması gereken genel merkezimiz emrivaki ile görevi bırakacaksın aday olmayacaksın derken, onlara soruyorum.
Peki bu kararın nedeni nedir? Yanlış mı yaptım, hırsızlık yolsuzluk mu yaptım, başarısız mıyım diye soruyorum. Hayır, teşkilatlar veya siyaset böyle istiyor deniliyor. Karar değişir mi diye uğraşıyorum ama değişmeyeceği söyleniyor, boşuna uğraşma diyorlar. Anlaşılan yargısız infaza uğruyorum.
Anlıyorum ki 20 yıllık emeğin, fedakârlığın, sürgün olmanın başarılı sendikacılık yapmanın bir değeri yokmuş. Bizim genel merkezimiz açısından vefa gerçekten de İstanbul’da bir semtmiş.
Sonra şube başkanlığı seçiminden bir gün önce 5 Aralık günü genel başkan yardımcısı Orhan Kütük Kilis’e geldi ve yönetim kurulu üyelerimizle birlikte toplantı yaptık. Emrivaki bir tavırla bana aday olmamamı, tek adayla seçime gidilmesi gerektiğini, adayı teşkilatların belirlediğini, aday olup zorluk çıkarma, aday olup kazansan bile genel merkez şubeyi feshedecek, dedi. (Ben bu sendikaya, 1980 doğumlu diye hatırladığım Orhan Kütük 12 yaşındayken, 1992 yılında üye olmuşum. Orhan Kütük bana ve yönetimime sizin işiniz bitti diyor, yani genel merkezimiz yüzümüze şunu haykırıyordu. Bizim için artık yoksunuz.) Bunları duymak, var olan üzüntümüzü daha da arttırdı.
Adayın kim olacağı konusu neden şube yönetimine sorulmuyor, sizin adayınızla çıkıp yarışalım, ya da beni istemiyorsanız yönetimden bir arkadaşın sendika başkanı olmasına biz karar verelim dediğimde, bütün tekliflerimizin reddedildiğini gördük. Bütün bu yaşadıklarımız Türk Eğitim Sen’de seçimlerin göstermelik yapıldığını şube başkanlarının atamayla geldiğini gösteriyordu.
6-7 Aralık günlerinde çoğunluk sağlanamayınca seçim yapılamadı. Orhan Kütük şubeyi kapatıyoruz dedi ve 8 Aralık günü şubemiz kapatılarak Gaziantep’e bağlandı. Sonuç olarak;
Yiğitçe sendikal mücadele yaptığımız Türk Eğitim Sen’i artık göremediğimiz, Türk Eğitim Sen Genel Merkezinin haklarımı korumak yerine, anti demokratik bir şekilde aday olma diyerek dayatmada bulunduğu, 20 yıllık emeğimin görmezden gelindiği,
Sendika şube başkanını ve yönetimini üye ya da delegelerin değil de, siyasi kuruluşların belirlediği, Verdiğim sendikal mücadelenin karşılığında vefasızlık gördüğümü, Üyesini, delege iradesini, şube yönetimini ve şube başkanını yok sayarak, göstermelik seçim yapan, Üyesine, delegesine şube yönetimine ve şube başkanına adeta ''siz olmasanız da olur yaklaşımı gösteren'' Türk Eğitim Sen’de, üye olarak kalmamın doğru olmadığı gerekçesiyle, Türk Eğitim Sen üyeliğinden istifa ediyorum" dedi.
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ