Şehitlerin hazin bir hikâyesi var. Birinci Dünya Savaşı esnasında 1918 yılında bu bölgede şiddetli çatışmalar yaşanmış. İngilizler havadan ordumuzu bombalamışlar. 300 askerimiz şehit olmuş. Şehitleri yakarak yok etmek istemişler. Sivil halk şehitlerin naaşlarını buradaki bir mağaraya saklamışlar. O şekilde toprak altında kalmışlar.
1973 yılında şehitlerin burada olduklarını öğrenen Türk hükümeti onların anısına 1994 yılında bir anıt ve şehitlik yaptırmış. 2009 yılında daha da güzelleştirilip bir de müze inşa edilmiş.

Sabah şehitliğe ziyarete gittiğimizde kapısı kapalıydı. Çok üzüldük. Daha sonra arka tarafta bekçisinin olduğunu öğrendik. Mısırlı bekçi Azzam bize şehitliği gezdirdi. Orta derece Türkçe öğrenmiş.Ç ay ve ikramlıklar hazırlayarak bizleri onore etti.
Her biri Türkiye'nin bir bölgesinden gelmiş 300 askerin 2 tanesi de Antep'liydi.Maalesef şehitlerin ancak 172 tanesinin isimleri bulunabilmiş ve anıta yazılmış.

Şehitlerin ilk defa defnedildikleri ve kemiklerinin bulunduğu mağarada 24 saat Kur'an-ı Kerim okunuyor.Mekânda manevi bir atmosfer var.Etrafında da eski mezarların yer aldığı büyükce bir kabristan mevcut.
Salt Türk Şehitliği, Osmanlı Coğrafyasının büyüklüğünün bir nişanesi olarak Ürdün topraklarında bizi temsil ediyor.
Biz ise,yeni nesle maalesef yakın tarihimizi ve ezeli düşmanlarımızı yeterince anlatamıyoruz.

110 yıl önce Halep'in, Şam'ın, Amman'ın, Bağdat'ın, Kudüs'ün,Gazze'nin, Mekke'nin, Medine'nin,Taif'in,Cidde'nin,Beyrut'un, Musul'un,Kerkük'ün, Hama'nın,Humus'un bizim olduğunu ve emperyalist güçlerce elimizden alındığı düşüncesini ah bir anlatabilsek.

Ruhlarına fatihalar okuyarak şehitlikten ayrılıyoruz.
Cahit Faruk İslamoğlu