Karakılınç, okulların yalnızca eğitim verilen kurumlar değil, aynı zamanda çocukların kendilerini güvende hissettiği, hayaller kurduğu ve geleceğe umutla baktığı en önemli yaşam alanları olduğunu ifade etti.
Yaptığı açıklamada, “Okullar bir toplumun en güvenli olması gereken yerleridir. Çocuklarımızın bilgiyi öğrendiği, insanlığı tanıdığı bu kutsal mekanlarda yaşanan şiddet olayları hepimizin yüreğinde derin yaralar açmaktadır” diyen Karakılınç, Türkiye’de nadir de olsa yaşanan bu tür olayların göz ardı edilmemesi gerektiğini dile getirdi.
Şiddetin yalnızca fiziksel tedbirlerle önlenemeyeceğine dikkat çeken Karakılınç, güvenliğin temelinde sevgi, anlayış ve sağlıklı iletişimin yattığını belirtti. “Unutmamalıyız ki şiddetin kökeninde çoğu zaman ihmal edilmiş duygular, anlaşılmamış bireyler ve iletişim eksikliği vardır” ifadelerini kullanan Karakılınç, bu noktada ailelere, öğretmenlere ve topluma büyük sorumluluk düştüğünü söyledi.
Çocukların sadece akademik başarılarına odaklanmanın yeterli olmadığını vurgulayan Karakılınç, onların duygusal dünyalarının da yakından takip edilmesi gerektiğini belirterek, “Çocuklarımızı dinlemek, onların iç dünyalarına dokunmak ve sorunlarını erken fark etmek hepimizin ortak görevidir” dedi.
Toplumsal dayanışmanın önemine de değinen Karakılınç, eğitim kurumlarında huzurun sağlanabilmesi için tüm kesimlerin birlikte hareket etmesi gerektiğini ifade etti. “Aileler, öğretmenler ve toplum olarak el ele vermezsek bu tür olayların önüne geçmemiz mümkün değildir” şeklinde konuştu.
Açıklamasının sonunda geleceğe dair umut dolu bir mesaj veren Karakılınç, “Bizler korkunun değil, güvenin hakim olduğu okullar istiyoruz. Çocuklarımızın sabah evden çıkarken kaygı değil umut taşıdığı bir gelecek kurmak zorundayız. Bunun yolu ise daha fazla empati, daha fazla eğitim ve güçlü bir toplumsal dayanışmadan geçmektedir” diyerek sözlerini tamamladı.
