Saadet Partisi Kilis İl Sorumlusu Mehmet Karalar, Saadet Partisi Kilis İl Başkanı Şerif Karakurt ve Saadet Partili yöneticilerin bir araya geldiği basın açıklamasında Marasalı, "Bizler yeniden büyük Türkiye idealleri için çalışmalarımızı yürütüyoruz" dedi.
Saadet Partisi GİK üyesi Osman Cemali Marasalı yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
"Bugün Sayın Başkanlarımızla birlikte Gaziantep’ten Mehmet Bey ve Kilis İl Başkanımız Şerif Bey ile beraber sahadayız. Hem saha ziyaretleri gerçekleştirmek, hem Kilis’teki vatandaşlarımızın ve sanayicilerimizin sorunlarını yerinde tespit etmek, hem de bu sorunlara çözüm önerilerimizi gündeme taşımak amacıyla siz değerli basın mensuplarının huzurundayız.
Bu vesileyle, ekranların muhalefete kapatılmaya çalışıldığı, tek sesliliğin hâkim kılınmak istendiği bir dönemde; Saadet Partimizin ve genel olarak muhalefetin sesini duyurmakta bizlere destek olan Anadolu basınına, sizlerin şahsında teşekkür ediyoruz.
Değerli basın mensupları, bugün 23 Nisan 2026. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının ve milli iradenin tecellisinin 106. yıl dönümünü idrak ediyoruz. Bundan 106 yıl önce olduğu gibi bugün de halkın sorunlarının Meclis’te konuşulmasını ve çözüm önerilerinin yine Meclis çatısı altında üretilmesini arzu ediyoruz.

Bizler, yeniden büyük ve yaşanabilir bir Türkiye’nin yolunun; Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ortak akıl, istişare ve güçlü bir parlamenter yapıdan geçtiğine inanıyoruz. Bu nedenle güçlendirilmiş parlamenter sistemi önemsiyoruz. Milletvekillerinin daha güçlü olduğu, halkın ihtiyaçlarına yönelik kanun tekliflerinin özgürce sunulabildiği bir sistemin gerekliliğine inanıyoruz.
2017 yılında yapılan anayasa değişikliğiyle getirilen yönetim modelinin, bugün yaşadığımız birçok sorunun temelinde yer aldığını üzülerek görmekteyiz. Geçmişte hangi bölgeye ne kadar yatırım yapılacağı, hangi sektörlerin nasıl destekleneceği planlanırdı. Bugün ise ekonomik politikalarda ciddi bir belirsizlik söz konusudur.
Ekonomide düşük kur–yüksek faiz politikası mı uygulanacak, yoksa üretimi ve büyümeyi destekleyen bir model mi tercih edilecek? Bu konuda net bir yön çizilememiştir. Bu belirsizlik, esnafımızı ve sanayicimizi zor durumda bırakmaktadır.
Hayvancılık politikalarında da aynı belirsizlik söz konusudur. İthalat mı yapılacak, yoksa yerli üretim mi desteklenecek? Üreticilerimize verilen kotalar yetersizdir ve süreçler hâlâ netleşmemiştir. Nisan 2026’ya gelmiş olmamıza rağmen üreticilerimiz önünü görememektedir.
Öte yandan, 2022 yılında teşviklerle alınan tekstil makineleri bugün atıl durumdadır. Eğer tekstil sektöründen çıkılacaksa, neden bu kadar yatırım yaptırılmıştır? Bu plansızlık ekonomimizi zora sokmakta ve işsizliği artırmaktadır.

Değerli kardeşlerim, tüm bu ekonomik sorunların yanı sıra sosyal alanda da ciddi problemler yaşamaktayız. Çocuklarımıza bayram armağan eden bir ülke olmamıza rağmen, gençlerimizi şiddet, uyuşturucu ve suç örgütlerinin pençesine bırakıyoruz.
Son dönemde yaşanan acı olaylar, gençlerimizi yeterince koruyamadığımızın açık göstergesidir. Eğitim sistemindeki sürekli değişiklikler, medya içerikleri ve yanlış rol modeller, gençlerimizi olumsuz etkilemektedir.
Toplum olarak ahlaki ve sosyal değerlerimizi yeniden güçlendirmek zorundayız. Sorumluluk makamında bulunan herkesin, çözüm üretmek yerine sadece sorun tespiti yapmakla yetinmemesi gerekmektedir.
Buradan Sayın Cumhurbaşkanına bir kez daha çağrıda bulunuyoruz: Toplumsal sorunların çözümü için daha kapsayıcı, daha adil ve daha şeffaf bir yönetim anlayışına ihtiyaç vardır.
Cumhurbaşkanlığı makamında bütün yetkiler toplanmışken, doğrudan Sayın Cumhurbaşkanımızla istişare etmek yerine konuyu halka havale etmek ve şikâyet konusu yapmak maalesef doğru bir yaklaşım değildir.
Türkiye’nin geleceğini güvence altına almak; gençlerimizi uyuşturucu, fuhuş ve kumar gibi toplumsal tehditlerden korumak için ciddi reformlara ve güçlü organizasyonlara ihtiyaç vardır. Eğitim sistemi ise bunun en önemli ayağıdır. Son 25 yılda eğitim sisteminde 12 kez değişiklik yapılmış olmasına rağmen, istenilen başarı sağlanamamıştır.
Bu noktada kamuoyuna soruyoruz: Türkiye Maarif Modeli nedir? Bu modelle hangi sonuçlara ulaşılması hedeflenmektedir? İki yıl sonra “başarısız oldu” denilerek geri mi dönülecektir, yoksa bu modelin sürdürülebilirliğine dair bir garanti var mıdır? Bu soruların açık ve net bir şekilde millete anlatılması gerekmektedir.
Geçtiğimiz hafta Antalya’da düzenlenen diplomasi toplantısında Amerika'nın Bölge Valisi tarafından yapılan bazı açıklamalar da dikkat çekicidir. Tarih, pek çok zorba ve zalim lider görmüştür. Ancak halkın gönlünde yer edenler, zulmedenler değil; adaletle hükmeden liderler olmuştur.
Bu coğrafyada geçmişte Çanakkale’de, Sakarya’da yaşanan mücadeleler; yakın dönemde Afganistan, Irak ve bugün Gazze ile diğer bölgelerde yaşanan acılar, adalet arayışının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermektedir.
Bizim için asıl endişe verici olan ise Türkiye’nin söylemde İsrail karşıtı görünürken, fiiliyatta farklı bir tutum sergilediği yönündeki iddialardır. Türk milletinin iradesi hiçe sayılarak İsrail ile aynı ittifak içerisinde yer alınması kabul edilemez.
Milli Görüş camiası olarak bizler, milletimizle birlikte böyle bir duruma asla izin vermeyeceğiz. Türk halkının, masum sivillerin kanına bulaşmış politikalarla aynı çizgide yer almasını doğru bulmuyoruz.
S-400 meselesi ise bizim için bir milli güvenlik ve egemenlik konusudur. Bu konu tartışmaya açılacak bir mesele değildir. Ancak bu tür önemli başlıklarda iktidar temsilcilerinin yeterince açık ve net bir duruş sergilememesi de ayrıca düşündürücüdür" dedi.
