Liderimiz Devlet Bahçeli, terörün kökünün kazınması, milli bekamızın teminat altına alınması ve devletimizin ebedi varlığının korunması için tabiri caizse elini değil tüm vücudunu taşın altına koyarak, tarihe not düşecek bir irade göstermiştir" ifadelerini kullandı.
"Cumhur İttifakı’nın stratejik birlikteliğini, milli güvenliğin ve devlet istikrarının temel harcı olarak görmekteyiz"
Genel Başkan Dr. Devlet Bahçeli’nin gelecek nesilleri düşünerek hareket ettiğini aktaran Yılmaz, "Liderimiz Devlet Bahçeli, gelecek seçimleri değil, gelecek nesilleri düşünerek hareket etmekte ve bu sürecin bir tercih değil, tarihi bir sorumluluk, ahlaki bir mecburiyet olduğunu her defasında dile getirmektedir. Türkiye Yüzyılı, artık açıkça göstermiştir ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti, sadece bölgesinde değil, küresel ölçekte de sözü dinlenen, ağırlığı hissedilen, karar verici bir aktör haline gelmiştir. Cumhur İttifakı’nın sağlam birlikteliği ve milli duruşu sayesinde devletimiz; devlet aklını, diplomatik kudretini ve askeri caydırıcılığını aynı potada birleştirerek yeni bir jeopolitik denge kurmuştur. Cumhur İttifakı’nın stratejik birlikteliğini, milli güvenliğin ve devlet istikrarının temel harcı olarak görmekteyiz. Bu tablo, yılların birikimiyle yoğrulmuş, tecrübeyle pekişmiş, millet sevgisiyle güçlenmiş liderlik vizyonunun bir sonucudur" dedi.
"Terör belasından tamamen kurtulmanın yolu terörsüz Türkiye sürecinin tamamlanmasından geçmektedir"
Terörden kurtulmanın yolunun ’terörsüz Türkiye’ sürecinin tamamlanmasından geçtiğini belirten Yılmaz, "Büyük Türk milleti artık çok iyi bilmektedir ki terör belasından tamamen kurtulmanın yolu, millet-devlet kenetlenmesinden, irade birlikteliğinden ve yürütülen terörsüz Türkiye sürecinin kararlılıkla tamamlanmasından geçmektedir. Bugün gelinen noktada terör, artık Türkiye’yi diz çöktüremeyeceğini anlamış, terör örgütlerini kullanan odaklar Türkiye’nin kararlılığı karşısında şaşkına dönmüşlerdir. Aziz milletimiz ise bu tarihi mücadeleye en yüksek seviyede desteğini vermektedir. Türkiye, terörün tüm unsurlarını etkisiz kılacak kudrete sahiptir ve yarınlara çok daha güvenli, çok daha huzurlu ve çok daha güçlü bir ülke bırakacağımıza dair hiçbir tereddüt yoktur. Terörsüz Türkiye olgusu durup dururken ortaya çıkmamıştır. Bu olgu; ülkemizde, bölgemizde ve dünyada meydana gelen büyük değişiklik ve dönüşümlerin kaçınılmaz bir neticesidir.
Söz konusu üç coğrafi unsur açısından kendini gösteren en hayati ihtiyaç, terörün olmadığı, barış ve sükûnun hüküm sürdüğü bir ortamın tesisidir.
Soğuk Savaş’ın bitmesi sonrasında dünyada jeopolitik ve jeostratejik dengeler altüst olmuş, nevzuhur emperyalist denklemler şekillenmeye başlamıştır.
Küresel karmaşayı fırsat bilen emperyalist ülkeler ve taşeronları, terörizmi yeni tahakküm unsuru olarak alabildiğine kullanmaya başlamıştır.
Uluslararası terörizm, sadece bölgemizdeki birçok ülkenin toprak bütünlüğünü değil, dünyanın da geleceğini tehdit etmeye başlamıştır.
Beşeriyetin ufkunu karartan serseri ve ucu açık tehditler karşısında, öncelikle terörsüz bir ortamın tesisi zaruret hâline gelmiştir.
Bilhassa Orta Doğu ülkelerini yıkıma sürükleyecek, birinci ve ikinci büyük savaştan daha büyük bir topyekûn savaş tehlikesinin hızla yaklaşmakta olduğu görülmüştür.
Bu durum karşısında temizlik, tanzim ve siyasi dönüşüm tedbirlerine önce evin içinden ve önünden başlanması icap etmiştir.
Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin bilgece teşebbüse girişerek attığı devasa Terörsüz Türkiye adımı, sözünü ettiğimiz bu sebep ve gerekçelere istinat etmektedir.
Terörsüz Türkiye’nin yolu; iç siyasi ve sosyal barışın temininden, kardeşlik hukukunun ve bir arada yaşama azminin güçlendirilmesinden geçmektedir.
Terörsüz Türkiye; ülkemizin 40 yılını çalan, binlerce şehit ve gazi verdiğimiz terörle mücadelenin başarıyla ve iç barışla sonlandırılmasıdır.
Bu nedenledir ki Genel başkanımız Sayın Devlet Bahçeli PKK’nın silahlarını bırakması ve bölücü örgütün feshedilmesi çağrısında bulunmuştur.
Sayın Genel Başkanımızın tarihî çağrısının kamuoyunda, muhataplarında ve bütün toplum kesimlerinde kabul görmesi üzerine, geriye bu olgunun atılacak yeni adımlarla somutlaştırılması kalmıştır.
Terörsüz Türkiye olgusunun devlet politikası hâline gelmesinin ardından, bu yönde yapılan hamlelerin toplumsal temellerinin de sağlamlaştırılması yönünde girişimler artmıştır.
MHP, toplumsal barışın kâmilen tesisi noktasında üzerine düşen görevi büyük sorumluluk bilinci içinde ve bizi bir arada tutan Cumhuriyet ruhundan aldığı güçle yerine getirmek üzere daha başından beri yoğun siyasi faaliyetlerde bulunmaktadır.
"Terörsüz Türkiye sürecinde ancak ve ancak ülkenin bölünmezliğinde mutabakat vardır"
Terörsüz Türkiye sürecinde MHP olarak tavırlarının net olduğunu ifade eden İbrahim Halil Yılmaz şunları kaydetti.
"Bilge liderimizin çağrısıyla başlayan terörsüz Türkiye sürecinde Anayasa’nın ilk dört maddesinden taviz yoktur. Ülkenin üniter yapısından taviz yoktur. Şehitlerimizin aziz ruhlarını incitecek hiçbir şey yoktur. Terörsüz Türkiye sürecinde ancak ve ancak ülkenin bölünmezliğinde mutabakat vardır. Silahların örgüt tarafından bırakılması vardır. Terörsüz Türkiye ile Türk milletinin ulusal bütünlüğünün bir kere daha teyit edileceği bir müjde vardır. Devletin yanında, milletin hizasında, hakkın ve hakikatin doğrultusundayız. Milletimizin hassasiyetlerini biliyor, çağrısına kulak veriyor, derdi ile dertleniyor, sorunlarının çözümü için hep bir arada olduğumuzu dile getiriyoruz. Türkiye’nin istiklaline, istikbaline, bekamıza kasteden hiçbir odak karşısında geri adım atmayacağız. Bu millet, terörsüz, huzurlu, güçlü ve müreffeh bir Türkiye’nin çok yakın olduğunu bilmektedir. Bu devlet, bin yıllık devlet aklıyla bu kararlılığı sonuna kadar sürdürecektir ve biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak Liderimiz Devlet Bahçeli’nin çizgisinde, Türk milletinin geleceği için son nefesimize kadar mücadele edeceğiz. Kazanan Türkiye Cumhuriyeti olacak, kazanan aziz Türk milleti olacaktır.
