Bir kişinin vefatından itibaren bir çok merasim icra edilmektedir. En başta yıkanıp, kefenlendikten sonra cenaze namazı merasimi yapılıyor. Cenaze defnedildikten sonra hemen oracıkta cenaze yakınlarına taziyede bulunuluyor. Bu uygulama çok eskiye dayanmıyor. Asıl olanın " taziye evine gidilerek yapılmasıdır" görüşü daha doğru olmakla beraber bunun sebeplerine bakmak gerekiyor.
Çünkü bir cenazeye birkaç türlü katılım olabiliyor.
1-Cenaze çok yakın birisi ise, kişi hem mezara, hem taziye evine,hem tevhid veya mevlide katılıyor.
2-Bazı kişiler hem mezara,hem taziye evine katılıyor.
3-Bazı kişiler sadece tevhid veya mevlid merasimine katılıyor.
4-Bazı kişiler sadece cenaze namazına ve define katılıyor.
İşte 4 numarada sayılan kişiler mezarlıktaki taziyeye katılarak görevlerini ifa etmek istiyorlar.
Mezarlık taziyesi bu nedenden ortaya çıkmış olabilir.
Bazı insanların sosyal çevresi geniş olabilir ve saydığım 4 kategoride tanıdığı olabilir. Her gruba dahil olan insanı hoş karşılamak gerekir diye düşünüyorum.

Cenaze sahibi, yakın akraba ve yakın dostları definden hemen sonra taziye evine geliyor. Amaç cenaze yakınlarını yalnız bırakmamak. Bu arada taziye evine gelenlerin aç olabilme ihtimaline karşı yemek ikramı eskiden beri bilinen bir adet olduğundan şimdilerde de bu gelenek devam ediyor. Çünkü köyden, ya da başka memleketten cenazeye iştirak edip, akşama kadar orada kalması gereken insanlar olabiliyor.
İşte sorun burada başlıyor. Definden sonra eve gelenlere yemeği kim ikram edecek? Cenaze sahibi mi? Yoksa eş, dost, akraba mı?
Şu an ki uygulamada bu yemeği (genellikle lahmacun) cenaze sahibi veriyor.
Çünkü eş,dost, akraba, o gün o saatte kaç kişinin gelebileceğini hesaplayamaz.Cenaze sahibi de eş,dostun ne zaman ne kadar yemek getireceğini bilemediği için işi garantiye alarak yemeği kendisi sipariş veriyor.
Burada katılım genellikle çok olmaz. Kişinin ekonomik durumu burada belirleyicidir.Durumu iyi olan birisi lahmacun ikram edebilir, iyi olmayan da helva ekmek yedirebilir. İstemezse hiç bir ikramda bulunmayabilir. Kimse bu konuda kınanamaz.
Bu konuda örf belirleyici olmuştur. Şimdi benim bu tesbitlerime itiraz edenler bulunacaktır.Acılı bir mekânda yemek mi olur, helva mı olur? diye. Elbette cenaze genç birisi ise, dramatik bir şekilde vefat etmiş ise durum farklı olabilir. Ancak hayat her hâlükârda devam etmektedir ve edecektir. Acıkmak ve yemek doğal bir olaydır. Elbette cenaze evinde mükellef bir sofra beklentisi olmamalıdır. Yemek yerken bile hüzünlü bir hava hâkim olmalıdır.
Defin sonrası yemek ikramına çoğu kimse katılmamaktadır. Bizim dini kültürümüzde yemek ikramı, vefat edenin ruhuna gideceği inancıyla hoş ve makbul bir ibadet olarak ta görülmüştür.
Defin sonrası eve gelenlere yemek ikramı cenaze sahipleri tarafından değil de dost ve akraba tarafından yapılsa daha güzel olur ama bu pratikte maalesef uygulanamamaktadır.
Diğer hususlara bir sonraki yazımda değineceğim.
