Türkiye'de batılılaşma adına ne garip şeyler yapılmış.Avrupa kültürünü olduğu gibi boca etme adına bizim kimligimize ve kültürümüze tamamen yabancı Opera ve Bale'nin temelleri 1934 yılında atılmış.
Radyoda 1934-1936 yılları arasında Türk Sanat ve Halk müziği çalınması yasaklanmış.Klasik Batı Müziği dayatılmaya çalışılmış.
Bize tamamen yabancı Mozart'ın pazar konserleri dinletilmiş.
Yabancı müzik el üstünde tutulup çağdaşlık sayılırken,Türk Sanat Müziği Osmanlı'yı çağrıştırdığı için çağ dışı sayılmış.
Devlet eliyle büyük masraflarla Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya, Samsun ve Mersin'e, Opera ve Bale merkezleri açıldı.
Devlet Opera ve Bale Genel Müdürlüğü kuruldu.
Bu genel müdürlüğe her yıl bütçeden büyük paralar ayrıldı.2026 yılı bütçesi 5 milyar 248 milyon lira olarak belirlendi.
2024 yılinda bu gösterileri sadece 439 bin kişi izlemiş.
85 milyon insanın ödediği vergilerle ayakta duran bu kurumun ne örfümüzle, ne milli kültürümüzle bir ilgisi yok.
Her gün yüzbinlerce, cuma günleri ise milyonlarca insanın ibadet için gittiği camiler parasızlıktan ısıtılamazken, nüfusun binde yarımının gittiği bir kuruma 5 milyar(eski parayla 5 katrilyon) ödeniyor.
78 yıl önce kurulmuş bir kurumla ilgili karar vermek oldukça zor.
90 bin camiye ve 85 milyon insana hizmet götürmeye çalışan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bütçesini diline dolayanlardan, bir gün bile opera ve bale kurumunun bütçesi ile ilgili bir eleştiri duyamazsınız.
Nasıl bir çifte standart değil mi?
Cahit Faruk İslamoğlu

