Ölüm hayatın bir gerçeği. Onu herkes tadacak. Herkesin birgün kapısı çalınacak. Ama geç ama erken bir vakit gelecek.
O vakit geldiğinde yakınlarımız,sevenlerimiz üzülecek.Yürekleri yanacak.Tarif edilemeyecek acılar yaşıyacaklar.Işte tam bu sırada teselliye ve sabra ihtiyaç duyacaklar.
Dostlar, akrabalar ve arkadaşlar gelecekler, bizi teselli etmeye ve acımızı paylaşmaya. Acımızla başbaşa kalmayalım diye. Birazcık da olsa unutalım o derin hüznü ve acıyı diye..
Nitekim de öyle oluyor. Dostlar, çağırılmadan akın ediyor camiye. Omuz veriyorlar tabuta.
Acı derin. Definden sonra sıra sıra dizilip acılar paylaşılıyor. İyi ki varlar. Yoksa ne yapar insan, nasıl yaşar o acıyla.
Sonra taziye evi... Giden bir insan,kolay unutulur mu hemen? Birliktelikler, hâtıralar, yaşanmışlıklar.

Acı devam ediyor. Gelenler, gidenler... "Allah sabırlar versin", "Allah başka acı göstermesin", "Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun", "Allah taksiratını affetsin", "Geride kalanların başı sağ olsun", "Allah geride kalanlara hayırlı uzun ömürler versin." "Allah imanla göçmeyi nasip eylesin" duaları ve temennileri.
İşte taziye bu... Yakını vefat eden kimseleri sabır ve metanet göstermeye teşvik etmeyi, başsağlığı dilemeyi, onları teselli edip, acılarını paylaşmayi ifade ediyor.
Acılı insan yemek yapmayı bırak, yemeği canı istemez. Dostlar devrede... Yemekler geliyor. 3 gün boyunca... Gelmeler, gitmeler devam ediyor. Dualar, yasin'ler, hatimler, tevhidler, salavatlar..
Acı biraz hafifliyor.Ilk andaki gibi değil. Gün geçtikce daha da hafifleyecek.
İşte İslam bu, işte insanlık bu...
Bütün bunlar artık nerede yapılıyor.Taziye evlerinde. Büyük kolaylık. Büyük imkânlar..
Allah yaptıranlardan razı olsun.
Bütün geçmişlerimize rahmetler olsun.
Mekânları cennet olsun.
Cahit Faruk İslamoğlu
