Ana içeriğe geç

Kilis Havadis, son dakika haberleri, yerel en güncel gelişmeler, siyaset, ekonomi, sağlık, eğitim, gündem, spor, teknoloji ve Türkiye geneli tüm özel haberler...

Bir Vali ve Bir Şehrin Döngüsü

Bir Vali ve Bir Şehrin Döngüsü

Bir Vali ve Bir Şehrin Döngüsü
1 / 2
Eski zamanlar…
Halkının hürmetini ve duasını kazanmış adil bir hükümdar yaşarmış. Vakti gelip emaneti sahibine teslim eder; taht ise devlet işlerinden bihaber, toy bir gence kalır. Toyluğun getirdiği bir boş vermişlikle olsa gerek, yeni hükümdar memleketin derdini tasasını bir yana bırakıp günlük dilin o malum tekerlemelerine takılmış:
“Ev mev, kalem malem…”
İş güç durmuş; saray, hükümdarın bu anlamsız merakına cevap bulmak için seferber edilmiş. Konuşan tatmin edememiş, edemeyenin kellesi gitmiş.
Nihayet ak sakallı, feleğin çemberinden geçmiş bir ihtiyar sarayın kapısına dayanmış. Görevlilerin “Etme amca, canından olursun” uyarılarına aldırmadan huzura çıkmış.
Hükümdar kibirle sormuş:
— “Söyle bakalım, kavuk mavuk nedir?”
İhtiyar istifini bozmadan yanıtlamış:
— “Kavuk başınızdaki mücevherli taçtır hünkârım; mavuk ise şu benim başımdaki yırtık külah.”
— “Peki, elbise melbise nedir?”
— “Elbise üzerinizdeki sırmalı kumaş; melbise benim sırtımdaki yamalı hırkadır.”
— “Ya saray maray?”
— “Saray oturduğunuz bu debdebeli mülk; maray ise benim damı çökmüş viranem.”
Şaşıran hükümdar, son bir hamleyle can alıcı soruyu sormuş:
— “Peki ya hükümdar mükümdar?”
İhtiyar gözlerinin ta içine bakıp sözü gediğine koymuş:
— “Hükümdar rahmetli pederinizdi… Mükümdar ise sizsiniz efendim!”
Hükümdar ile mükümdar arasındaki fark; sadece bir kelime oyunu değil, bir zihniyet, bir duruş ve devleti omuzlama meselesidir. Bir makam koltuğunu sadece işgal edenlerle o makamın mesuliyetini omuzlayanlar arasındaki o derin mesafe... Tıpkı vali ile "mali" arasındaki fark gibi.
***
Peki, devlet adamlığı nedir?
Devlet adamlığı; Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig’inde öğütlediği gibi gücü değil aklı, kibri değil tevazuyu kuşanmaktır.
Devlet adamlığı; Nizamülmülk’ün Siyasetname’sinde çizdiği gibi, tebaanın hukukunu kendi ikbalinin önüne koyan adil bir terazi kurmaktır.
Devlet adamlığı; Hz. Ömer’in "Dicle kenarında bir koyunu kurt kapsa, ilahi adalet onu Ömer’den sorar" endişesiyle uykuları kaçırmak, makamın kudretini sırtındaki ağır veballe tartmaktır.
Ve bu topraklarda devlet adamlığı; milletin derdini masa başındaki evraklara feda edenlerin değil, sahaya inip tozu yutan Recep Yazıcıoğlu gibi isimlerin hafızasıdır.
Bu şuuru taşıyanlar gerçek bir idarecidir; işin kolayına kaçanlar ise yalnızca "yönetici mönetici" olarak kayıtlara geçer.
***
Bazen bu devlet ciddiyetini çok küçük, gözden uzak bir detayda yakalarsınız.
Gaziantep’ten Kilis’e giderken ana yolun hengamesini bırakıp köy yoluna sapmayı severim. Birkaç hafta evvel o yola yeni bir asfalt dökülmüştü. Bu hafta geçtiğimde ise iş makinelerinin o taze dökülen asfaltı kazıyıp söktüğünü gördüm. Alışılmış bir tablo değildi bu. Bizler genelde yapılanın eksikliğine, özensizliğine razı gelmeye alıştırılmış bir hafızaya sahibiz.
Köydeki akrabaya sordum: “Vali Bey beğenmemiş diye söktürüp baştan yaptırıyor” dediler.
Göz ucuyla baksanız, “Altı üstü bir köy yolu, ne olacak canım?” deyip geçilecek bir yer. Ama işte devlet adamlığı tam da bu eşikte başlar. Kimsenin görmediği, kimsenin hesabını sormayacağı bir köy yolundaki harcın hesabını devlete, millete borç bilmektir o tavır.
Kilis Valisi Sayın Ömer Kalaylı göreve başlayacağı günlerde baba acısıyla sınandı. Bu hüznü vakarla karşılayıp şehre adım attığı andan itibaren ortaya koyduğu irade ise dışarıdan bakan her dikkatli göz için umut verici.
Polateli Şahinbey Organize Sanayi Bölgesi projesini nasıl bir sahiplenmeyle gündeme taşıdığını görüyoruz. Oraya Kilisli değerimiz İzzet Toprak’ın müdür atanması ise işi ehline teslim etme adına ayrı bir akılcı hamle. Polateli Şahinbey OSB sadece fabrikalardan ibaret değil; Amanos Tünelleri ile Akdeniz’e, limana bağlanan bir ticaret koridoru, Kilis’in dünyaya açılan kapısıdır. Bu vizyonu kavramadan Kilis’in yarınını konuşamayız. Kilisli hemşerilerim o organize sanayinin bu sınır şehrinin kaderini nasıl tersyüz edebileceğini, kente nasıl bir ekonomik soluk aldıracağını tam manasıyla kavrayabilse, emin olun yerel siyasetten esnafa herkes gündelik çekişmeleri bir yana bırakıp sadece bu hedefe kilitlenir.
Mesele yalnızca sanayi yatırımı da değil; bir şehrin ruhunu, öz kodlarını yeniden hatırlatabilmekte.
Kilis yıllarca yalnızca sınır hattının gerilimi, atılan füzeler, aldığı yoğun göç ve gösterdiği büyük fedakârlıklarla anıldı;
Artık üretimiyle, kadim kültürüyle, parlayan bir serhat kenti olarak anılmayı sonuna kadar hak ediyor.
Oylum Höyük’ten süzülen 4 bin yıllık zeytin mirası, bağcılığı ve mutfak kültürüyle Kilis; sınırın gölgesinde unutulacak değil, bereketiyle Türkiye’yi besleyecek bir şehirdir.
Tarih boyunca mantık ilminin, köklü okuryazarlık kültürünün ve edebiyatın mayalandığı bu kadim şehir, sığ gündemlerin ya da talihsiz olayların gölgesinde kalmamalıydı.
Belediyemiz ve diğer paydaşlarla açılan kitap fuarı, şehre kendi kimliğini fısıldayan çok doğru bir adımdı. Peşi sıra gelen Kilis tanıtım günleri, festivaller, bugün tanık olduğum "Acıdan Gelen Lezzet" etkinliği... Kuşkusuz büyük metropollerin dev bütçeli organizasyonlarıyla boy ölçüşecek ölçekte değil bunlar. Fakat bir sınır kenti için, kendi sesini ve değerini duyurabilmek adına paha biçilmez adımlar.
Şunu unutmamak gerekir: Vali, yalnızca bürokratik bir makamın başı değil, Sayın Cumhurbaşkanımızın ildeki doğrudan temsilcisidir. Türkiye Yüzyılı vizyonunun taşları işte tam da buradan, taşradaki bu kararlı adımlarla, sahada döşenmektedir. Sayın Valimizin bu büyük vizyonu hayata geçirirken sergilediği siyaset üstü duruş, kısır çekişmelerin ötesine geçen birleştirici tavır her türlü takdirin üzerindedir.
Tabii ki işi kolay değil. Durağan bir suya taş attığınızda dalgaların kıyıdakileri rahatsız etmesi kaçınılmazdır. Atılan her ileri adım, alışkanlıklarını kaybetmekten korkanları ya da statükodan beslenenleri, ya da üç kuruşun peşinde koşan sözdeleri! tedirgin edebilir. Tam da bu yüzden, şehrin geleceğini dert edinen herkesin bu vizyona omuz vermesi gerekir.
Kilis il ilan edildiğinde, Renk Pasajı’nın üzerinden develerin kesildiği o coşkulu bayram havasını izleyenlerden biriydim. Kilis il oldu.
Bugüne kadar birçok vali ve bürokrat görev yaptı; Aslan Kütükçü gibi birçok valimiz gerçekten çok çalıştı, şehre emek verdi.
Ne acıdır ki aradan geçen yıllar boyunca o ilk günkü sevinç, yerini iç çekilerek söylenen buruk bir kabullenişe bıraktı:
“İl olmak Kilis’e yaramadı…”
Artık bu yılgın, kendi içine kapanan döngüyü kırma vaktidir.
Bir köy yolunun asfaltına gösterilen özenden kentin sanayisine ve kültürüne uzanan bir devlet ciddiyeti varken, Kilis bu fırsatı heba etmemelidir.
Devlet kapıyı aralar, yolu açar; ama o yoldan kararlılıkla yürümek şehrin kendi evlatlarının, esnafının, sivil toplumunun ve gençlerinin omuzlarındadır.
Bu fırsat kapımıza gelmişken tribünde oturup izleme lüksümüz yok.
Ezcümle; makamlar gelip geçer, unvanlar gün gelir silinir. Geriye ne kavuk kalır ne kaftan; sadece milletin bağrında bırakılan iz ve gök kubbede hoş bir seda baki kalır. Şehre ruh katan, şehrimin gelecek harcını siyaset üstü bir vakarla karan ve milletin emanetini namus bilip taş üstüne taş koyanın yolu da bahtı da açık olsun.
Prof. Dr. Erdal BAY
Kilis doğumlu Türk Akademisyen ve Gaziantep Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesİ

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın
E-Gazete
Anket

Anket

Sosyal medyaya mı internet medyasına mı güveniyorsunuz?

Sosyal medyaya mı internet medyasına mı güveniyorsunuz?
20.10.2026 12:53
Daha fazla yükle