Rakamlar Yıkımın Boyutunu Ortaya Koyuyor
* 1.825 hektarlık ruhsat sahası
* Yıllık 5 milyon ton üretim
* 4 milyon 442 bin ton pasa
* 200 bin ton kırma-eleme tesisi
* Yıllık 558 bin ton cevher
* Yeni planlanan yatırım ile ocaktan çıkarılan cevherin işlenmeyen kısmının doğrudan pazara sunulacak olması
Bedeli Bölge Halkı Ödüyor
Bölge halkı yaşadığı mağduriyeti ve yıkımı şu sözlerle dile getirmektedir:
> "Patlatılan dinamitler nedeniyle evlerimizin üzerine taşlar yağıyor. Yarın bizim köyü de kaldırıp burasını çöl yapıp gidecekler. Zeytin ürün vermiyor, hayvanların otlayacak alanı yok. Tankerle su çekiyoruz, su kaynaklarımız yok oldu."

Bir köylü, yaşadığı yıkımı bundan daha açık nasıl anlatabilir?
Tehdit Sadece Maden Sahasıyla Sınırlı Değil
Mesele yalnızca madenin çıkarılması değildir. Proje dosyasına göre tesiste kırılacak ürünler, Kirazderesi ve Çöğürlük mahalleleri üzerinden Çine-Karpuzlu Karayolu’na ulaştırılacaktır. Buradan da ya Milas üzerinden Güllük Limanı’na ihraç edilecek ya da Çanakkale’nin Çan ilçesindeki seramik fabrikalarına hammadde olarak gönderilecektir.
Bu projenin etkileri yalnızca maden sahasıyla sınırlı kalmayacak; taşıma güzergahındaki köyler, yollar, tarım alanları ve orada yaşayan insanlar da bu sürecin olumsuz etkilerini doğrudan yaşayacaktır.

Bir Şehir Plancısı Olarak Soruyorum ?
* Orman alanları, su kaynakları, tarım ve hayvancılık zarar görürken; köylerin yaşamı, ulaşım yükü ve çevresel etkiler birlikte değerlendirilmeden hangi kamu yararından söz edilebilir?
* Ormanlar, haritada yeşile boyanmış bir alan değildir. Su demektir, zeytin demektir, hayvancılık demektir. Orada yaşayan insanların ekmeği ve geleceğidir.
* Madencinin kazancı hesaplanırken köylünün kaybı neden aynı ölçüde hesaba katılmıyor?
Ormanlar yok olmakta, su kaynakları tükenme noktasına gelmekte, köylü toprağında yaşama mücadelesi vermektedir. Ancak seslerini duyan bulunmamaktadır.
Hukuki Mevzuat Çerçevesinde Mücadele Şarttır
ÇED süreci şeffaf yürütülmeli; patlatmaların evlere etkisi, su kaynaklarının durumu, tarımsal kayıplar ve taşıma güzergâhlarının yaratacağı yük bilimsel olarak incelenmelidir.

Bölge halkının sesi duyulmalı, sonuçlar kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
Süreç, aşağıda belirtilen temel kanunlar ve anayasal maddeler çerçevesinde yürütülmelidir:
* 2872 sayılı Çevre Kanunu — ÇED ve çevreye zarar üzerine
* 6831 sayılı Orman Kanunu — Orman alanında madencilik hakkında
* 3213 sayılı Maden Kanunu — Ruhsat, izin ve evlere yakın faaliyetler hakkında
* 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu
* 3573 sayılı Zeytincilik Kanunu
* 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun
* 4342 sayılı Mera Kanunu
* Türkiye Cumhuriyeti Anayasası:
* 56. Madde: Herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını ve çevreyi koruma ödevini düzenler.
* 169. Madde: Devletin ormanları koruması ve geliştirmesi yükümlülüğünü düzenler.
Neler Yapılmalı?
* ÇED dosyasının tamamı detaylıca incelenmelidir.
* Su ve tarımsal kayıplar resmi olarak belgelenmelidir.
* Evlerdeki hasarlar tespit edilerek resmi kayıtlara geçirilmelidir.
* Gerektiği takdirde idari ve hukuki yollara kararlılıkla başvurulmalıdır.
Bu topraklar yalnızca maden çıkarmak için değil, üzerinde insan yaşayabilsin diye de vardır.
Ormanlarımızı, suyumuzu, köylerimizi ve yaşam hakkını korumak zorundayız. Çünkü kaybolan yalnızca ağaçlar değil; bir yaşam biçimi ve gelecek kuşakların hakkıdır.
Şule TUNTAŞ
Kutlu Parti
Çevre, Şehircilik ve İskan Politikaları Başkanı







GALATASARAY
AMED SPORTİF FAALİYETLER
FENERBAHÇE
TRABZONSPOR
BEŞİKTAŞ
ARCA ÇORUM FK
KASIMPAŞA
KOCAELİSPOR
CORENDON ALANYASPOR
İSTANBUL BAŞAKŞEHİR FK
ERZURUMSPOR FK
ÇAYKUR RİZESPOR
GÖZTEPE
GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ
GENÇLERBİRLİĞİ
TÜMOSAN KONYASPOR
SAMSUNSPOR
EYÜPSPOR



Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir