Ana içeriğe geç

Kilis Havadis, son dakika haberleri, yerel en güncel gelişmeler, siyaset, ekonomi, sağlık, eğitim, gündem, spor, teknoloji ve Türkiye geneli tüm özel haberler...

Söke–Kuşadası Ormanlarında Maden Tehdidi: Kalker Ocağı Projesi Doğayı ve Zeytinlikleri Riske Atıyor

Söke–Kuşadası Ormanlarında Maden Tehdidi: Kalker Ocağı Projesi Doğayı ve Zeytinlikleri Riske Atıyor

Söke–Kuşadası Ormanlarında Maden Tehdidi: Kalker Ocağı Projesi Doğayı ve Zeytinlikleri Riske Atıyor
1 / 2

 

Aydın’ın Söke ilçesine bağlı Yamaç Mahallesi ile Kuşadası’nın Kirazlı Mahallesi arasındaki ormanlık alanda Batıçim Çimento Sanayi A.Ş. tarafından yapılması planlanan kalker ocağı projesinde kritik bir aşamaya gelinmiştir. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca incelenen revize ÇED raporu için İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısının 24 Aralık 2026 tarihinde yapılması planlanmaktadır.

Rakamların Küçültülmesi Toplam Çevresel Zararı Ortadan Kaldırmaz

Revize projede ÇED alanı 258,12 hektardan 68,62 hektara düşürülmüş, ruhsat sahası sayısı beşten ikiye indirilmiş, kırma tesisleri proje kapsamından çıkarılmış ve kesilmesi öngörülen ağaç sayısı 25 binden 2 bin 895’e çekilmiştir.

Ancak bir projenin kağıt üzerinde küçültülmüş olması; ormanlar, zeytinlikler, su kaynakları, yaban hayatı ve bölge halkı üzerindeki toplam çevresel tahribatın ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Asıl mesele, projenin bölge ekosistemine vereceği toplam zarardır.

Türkiye’de Kalker Rezervi Yeterli: Şirket Maliyeti Uğruna Ormanlar Feda Edilemez

Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) verilerine göre Türkiye’de 2024 yılında yaklaşık 522,7 milyon ton, 2025 yılında ise yaklaşık 551,6 milyon ton kalker üretilmiştir. Kalker, çimento ve inşaat sektörü için hammadde olsa da bir hammaddenin ekonomik değer taşıması, bulunduğu her yerde mutlak surette çıkarılması gerektiğini göstermez.

Çimento fabrikalarının nakliye maliyetlerini düşürme isteği anlaşılabilir; fakat maliyet hesabı yapılırken yalnızca maden şirketinin taşıma giderleri esas alınamaz. Orman kaybı, tarımsal verim düşüşü, toz, gürültü, patlatma titreşimleri, yer altı su kaynaklarının zararı ve yerel halkın yaşam kalitesi de bu maliyet hesabına dahil edilmelidir. Şirketlerin kârı uğruna doğanın ve vatandaşın ödeyeceği bedeller görmezden gelinemez.

Söke ve Kuşadası Ekosistemi Bir Bütündür

Söke ve çevresi; zeytinlikleri, incir ve kestane bahçeleri, pamuk tarlaları, orman ekosistemi ve turizm potansiyeliyle coğrafi ve ekonomik bir bütünlük taşımaktadır. Patlatmalı taş ocağı faaliyetlerinin toz, gürültü ve ağır araç trafiği gibi olumsuz etkileri yalnızca ocak sınırları içinde değerlendirilemez. Topoğrafya, rüzgar koşulları ve taşıma güzergahları esas alınarak bilimsel etki mesafeleri net bir şekilde ortaya konmalıdır.

Bununla birlikte, Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı ve çevresindeki hassas ekosistemlerin koruma statüleri, ekolojik koridorları ve yaban hayatı bağlantıları göz ardı edilerek karar verilemez.

Zeytincilik Kanunu Ve Hukuki Sorumluluk

3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun, zeytinliklerin korunması bakımından temel yasal dayanaktır. Projenin zeytinliklere mesafesi, toz üreten faaliyetlerin niteliği ve bölgedeki zeytin üreticisinin geleceği titizlikle incelenmelidir.

Şirketin sunduğu resmi görüşler, kanun hükümlerinin ve çevresel risklerin göz ardı edilmesine gerekçe olamaz.

Bakanlığın 2024 yılı ÇED Teknik Faaliyet Raporu’na göre 643 projeye “ÇED Olumlu”, 3 bin 435 projeye ise “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilmiştir. ÇED süreçleri, yatırımların önündeki formalite bir aşama olarak görülmemeli; kamu yararını ve doğayı koruma amacına hizmet etmelidir.

Çözüm Önerilerimiz Ve Çağrımız: Önce Doğa, Önce Kamu Yararı

Bizler sanayiye, üretime ve ülke ekonomisine katkı sağlayacak yatırımlara karşı değiliz. Ancak kalkınma adı altında ormanlarımızın, su kaynaklarımızın ve yaşam alanlarımızın geri dönülemez şekilde feda edilmesini kabul etmiyoruz. 24 Aralık’taki komisyon toplantısı öncesinde taleplerimizi kamuoyunun dikkatine sunuyoruz:

✔ Bağımsız ve Bilimsel İnceleme: Orman, zeytinlik, su kaynakları ve yaban hayatı bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmeli, eksik saha çalışmaları tamamlanmalıdır.

✔ Sahada Ağaç Envanteri: Ağaç sayısı, türü ve konumu bağımsız uzmanlarca yerinde tespit edilmelidir.

✔ Kumülatif Çevre Analizi: Bölgedeki mevcut ocaklar, sanayi tesisleri ve lojistik faaliyetlerin toplam çevresel yükü hesaplanmalıdır.

✔ Halk Sağlığı ve Tarımın Korunması: Toz, gürültü, titreşim ve su kaynakları üzerindeki riskler bilimsel olarak ortaya konmalı, üreticilerin kaygıları giderilmelidir.

✔ Şeffaflık ve Katılım: ÇED raporu ve kurum görüşleri kamuoyuna açık tutulmalı, vatandaşların itirazlarına gerekçeli yanıtlar verilmelidir.

✔ Hukuki Denetim: Önceki yargı kararlarındaki eksiklikler tamamlanmalı, yürürlükteki mevzuat ve koruma hükümleri eksiksiz uygulanmalıdır.

✔ Kamu Yararı Esası: Çevresel riskler bilimsel olarak kabul edilebilir düzeye indirilemiyorsa projeye onay verilmemelidir.

Eksik incelemeler tamamlanmadan, halkın haklı kaygıları yanıtlanmadan ve kamu yararı açıkça kanıtlanmadan bu projeye onay verilmemelidir.

Şule Tuntaş

Kutlu Parti Çevre, Şehircilik ve İskân Politikalarından Sorumlu

Genel Başkan Yardımcısı

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın
E-Gazete
Anket

Anket

Sosyal medyaya mı internet medyasına mı güveniyorsunuz?

Sosyal medyaya mı internet medyasına mı güveniyorsunuz?
26.10.2026 08:44
Daha fazla yükle