Ceza infazı denildiğinde çoğu vatandaşın zihninde hâlâ “hayatın tamamen durması” fikri var.
Oysa 10. Yargı Paketi ile getirilen düzenleme ile uygulamada artık daha ölçülü, daha insani bir yaklaşım benimseniyor.
Kasten işlenen suçlarda 3, taksirli suçlarda 5 yıl altı hapis cezalarında hafta sonu infaz imkânı, cezanın varlığını ortadan kaldırmadan kişinin işini, ailesini ve toplumsal düzenini korumayı amaçlıyor.
Cuma akşamı başlayıp pazar akşamı sona eren bu infaz modeli hem devletin cezalandırma yetkisinin sürdüğünü hem de ölçülülük ilkesinin gözetildiğini açıkça ortaya koyuyor.
Ceza, bir yıkım aracı değil; bireyi toplumdan koparmadan sorumlulukla yüzleştiren bir mekanizma hâline geliyor.
Öte yandan konutta infaz alanında yapılan düzenlemeler de bu zihniyet değişiminin tamamlayıcı bir parçası olduğunu gösteriyor.
Özellikle sağlık durumu elverişli olmayanlar, yaşı ileri olanlar ya da kanunda belirtilen azami hapis cezası alanlar bakımından, cezanın ev ortamında ve denetim altında infaz edilmesi artık daha görünür bir seçenek.
Elektronik takip sistemleriyle desteklenen bu uygulama, cezaevlerindeki yoğunluğu azaltırken kamu güvenliğinden de ödün vermiyor.
Görünen o ki infaz hukukunda yön, sertlikten çok akla ve dengeye doğru çevrilmiş durumda.
Cezanın asli amacının suça karışmış bireyi topluma yeniden kazandırmanın kadim bir gaye olduğu gerçeğine odaklanan bu düzenlemenin adalete hizmet etmesi temennisiyle…
Av. Abdi Fatih EŞKİ
