Dün sabah Paris'ten ayrılmadan önce burada mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri olarak kabul edilen Montmarre tepesindeki Tertre Meydanı ve çevresinde bulunan Sanatçılar Sokağını ziyaret ettik.
Geçmişte Pikasso, Van Gogh ve Dali gibi efsanevi isimlerin yaşadığı bu bohem mahalle günümüzde de ressamların portre çizdiği, sergileme yaptığı canlı bir cazibe merkezi.

Sacre Cceur Bazilikası meydanın hemen yakınında bütün ihtişamıyla görenleri hayrete düşürüyor.Buradan tüm Paris'i görme imkânı mevcut.
Paris'ten ayrılıp Belçika'nın dünyaca ünlü Brugge (Bruc) şehrine hareket ediyoruz.
120 bin nüfuslu bu tarihi şehir, görenleri ortaçağa götüren büyüleyici bir atmosfere sahip. 2000 yılından itibaren UNESCO tarafından koruma altına alınarak Dünya Mirası listesine alınmış.
Kuzeyin Venedik'i ünvanını paylaşan Brugge'un geçmiş yüzyıllardan beridir önemli bir ticari merkez olduğunu öğreniyoruz. Yılda 8 milyon turisti ağırlayan bu şehir belleğimizde silinmeyecek izler bıraktı.
Brüksel, adını çok duyduğumuz ve Avrupa Birliğinin başkenti olarak kabul edilen güzel bir şehir. AB komisyonu, AB Bakanlar Konseyi ve Avrupa Parlamentosu da bu şehirde bulunmakta.

1960'lardan itibaren buraya Fas'lılar, Türkler ve Belçikanın geçmişte sömürgesi olan Kongo'lular çoğunlukta olmak üzere çok sayıda göçmen gelmiş.
Bu kadar meşhur bir Başkentin nüfusu ise yaklaşık 200 bindir.
Bu günkü güzergahımız Hollanda'nın başkenti Amsterdam yönüne doğru olacaktır.
Herkese selamlar.


Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir