Bu Yazı Bilinen Bir Kimse İçin Yazılmamıştır

Makam, mevki, şöhret, para ve kadın, nefsi azdıran, kişiyi günaha sürükleyen dünyanın tehlikeli oyun ve eğlenceleridir.

Bu kavramlardan birine sahip olduğunuzda eğer mayanız ve inancınız sağlam değilse kolayca nefsin ve şeytanın esiri olabilirsiniz. Kibir, ucb sizin için kaçınılmaz iki sıfat olur.

Mesela milyon nüfuslu bir ilde belediye başkanı veya milletvekili oldunuz. Şeytan hemen size yanaşarak "sen artık yüzbinlerce insan tarafından seçilmiş ve ağzından çıkacak her söz emir telakki edilecek önemli ve özel bir insansın. Her şeyinle özel olmalısın. Artık markalı makam araban var, başın yanlışlıkla arabanın tavanına çarpmasın diye elini kapının tavanına tutan özel bir şoförün ve özel bir koruman var. Herkes seni gördüğü zaman ayağa kalkacak, ne dersen emredersin efendim diyecek memurların olacak. Halk seni daima temennâ ile karşılayacak. Hep güzel yerlere, güzel davetlere, düğünlere ,nişanlara gideceksin. Gittiğin yerlerde herkes ayağa kalkıp buyur edecek."

Bu kadar iltifat ve itibar sonrası nefs kibirlenecek ve kibrin bir üst versiyonu olan 'ucb' başlayacak.

Ucb "benden daha akıllı ve bilgili bir adam var mı acaba?" düşüncesidir.

Makam ve mevkiden sonra sıra şöhrete gelir. Bütün afişlerde, bütün kutlamalarda ve bütün icraatlarda benim adım ve fotoğrafım olmalı.

Bir belediyede 10 bin kişi çalışsa bile hiç birinin kıymet-i harbiyesi yoktur.

Eğer vicdan ve Allah korkusu düşünceniz yoksa bu defa gelecek endişesiyle mal biriktirmeye başlarsınız. Bu saltanat bir gün sona ererse 'ben ne yapacağım' düşüncesi harama kılıf hazırlar.

Makam, para, şöhret sizi ahlak dışı ilişkilere de sevk edebilir. Bu konuda sınıfta kalan çok insan var maalesef.

Merdivenin üst basamağı tehlikelidir. Dikkatli olmaz ve düşerseniz bir yerleriniz kırılabilir.

İslam tarihinde bu tehlikeli görevler için faziletli insanlar çoğu kere geri durmuşlardır. Liyakatli ve ehliyetli insanlara görevler usulünce tevdi edilmiştir.

Günümüzde ise liyakat ve ehliyet yerine başka özellikler tercih edilir olmuştur.

Ne mutlu, üst düzey görevlerde bulunup görevini layıkıyla yerine getiren, ölümü, ahireti ve hesap gününü düşünerek her türlü haramdan, şaibeden nefsini koruyabilen faziletli insanlara.

Not: Bu yazı bilinen bir kimse için yazılmamıştır.