Üzgünüz, Hem de Nasıl!

Öyle bir zamana denk geldik ki, babanın evlada gücü yetmiyor. Dedenin sözü toruna güç geliyor. Öğrenci öğretmeni takmıyor. Hasta doktoru darp etmeye kalkıyor. Trafikte insanlar birbirine tahammül edemiyor. Karı koca en ufak bir sıkıntıda mahkemeye koşuyor.

Bir yerlerde sıkıntılar var ama teşhiste de anlaşamıyoruz.

Bize göre bu kadar özgürlük olmamalı. Teknoloji televizyonu, telefonu icat etmiş. Bunlar iyiye güzele kullanılabilse büyük nimetler.

Ama ne yazık ki bu aygıtlarda şer cephesi o kadar güçlü ve hızlı ki hükümet bu yayınları kontrol altına almakta zorlanıyor ve geç kalıyor.

Telefon bağımlılığı öyle bir hal aldı ki; baba ve annenin, çocuğunun ne izlediğini kontrol altına alması adeta imkânsız oldu.

Zararlı içeriklerin sonucu ortaya çıkınca o zaman ne yapılacağına ve nasıl önleneceğine ilişkin kararlar alınıyor.

Dost-düşman, sağcı-solcu herkes diyor ki; bu TV'lerdeki dizilerde şiddet var, cinayet var, cinsellik var, aldatma var, sabah kuşaklarında reyting uğruna ne gereksizlikler var.

Haberlerde her türlü cinayet ve kötülükler her gün art arda sıralanıyor.

Bütün bunlar serbest olunca illaki bu kötülüklerden etkilenen gençler, çocuklar, yetişkinler ortaya çıkıyor, kimi karısını, kimi hocasını, kimi komşusunu gözünü kırpmadan öldürebiliyor.

Hükümete düşen dijital medyada ve televizyonlarda şiddet, cinayet, silah, cinsellik ve sorunlu ailelerle ilgili programlara izin vermemek…

Bu konu bir milli güvenlik sorunu hâline gelmiştir.

Dün Siverek'te bu gün Maraş'ta sabah evinden çıkıp okula gelen masum öğretmen ve öğrencilerin bugün sebepsiz yere hunharca katledilmelerinin/yaralanmalarının ne akılla ne mantıkla yapılacak bir izahı yoktur.

Olayın çözümünde polisiye tedbirler yanında, gençlerdeki ahlaki çöküntü ve dejenerasyonun sebepleri asıl bir mesele olarak ele alınmalı, evlatlarımızı bu bağımlılıktan ve zararlı içeriklerden koruyabilmenin çareleri aranmalıdır.

Yüreğimizi yakan bu elim olayda can veren canlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır ve metanet diliyorum.