Önemli bir göreve seçildiniz veya atandınız. Şeytanın ve nefsinizin size üflediği kibir, ucub, haset ve diğer iğvalarla mücadele etmeniz gerekiyor.
Bunun yanında inancınızın ve vicdanınızin sesine kulak vererek görevi ifa ederken adil olmak ve nepotizmden (yakın ve akraba kayırmacılığı) uzak durmanız gerekiyor.
Ne var ki çoğu idareci geçmişten gelen kötü bir gelenek sonucu adil davranmakta zorlanır ve nepotizme kayar.
Çünkü kendisini o makama seçtiren partililer vardır. Aylarca seçim çalışması yaptığını iddia eden, bundan dolayı istediği kişinin veya kendisinin o makama yardımcı olarak atanmayı hak ettiğini ifade edenler çıkar.
Sizi çok yakından tanıyan yüzlerce eş,dost ve akrabanız ortaya çıkar.
Kimi mahalleden, kimi okuldan, kimi askerlikten, kimi babanızdan, kimi işinizden, kimi eşinizden dolayı sizi tanır. Herkes sizden kendi lehine bir beklenti içine girer.Herkesin bir arzu ve isteği vardır.Ama en çok da iş bulma ve makamda yükselme arzusudur.

Herkesin beklentisine cevap verme imkânınız olmadığı için bir çoğuna 'hayır, olmaz,' demek zorunda kalırsınız.
Bu defa küsmeler ve menfi tavırlar başlar. Hatırını kıramadığınız kişiler vardır.Vicdani olarak rahatsız etsede o işleri yaparak adaletten saparsınız.
Sizden çok şey umanlar vardır.O ummalara çoğu kez yetişemezsiniz.Çoğu insan sizden ümidini keser ve küser. Halbuki bizim kültürde bir söz vardır; "Umma ki küsmeyesin"
Etrafınızı yalaka insanlar doldurur.Bu yüzden normal hayattaki dostlarınız size yaklaşamaz. Siz de nimetlere dalıp onları ihmal edersiniz.
Bir gün şöyle, bir gün öyle zaman hızla akıp gider.Bir bakmışsınız süre dolmuş. Seçilemediniz veya yeniden atanamadınız. Bakarsınız susmayan telefonlar susmuş, etrafınızdaki yalakalar kaybolmuş, bu defa gerçek dostlarınıza yönelirsiniz.Ancak onlarda size dargın ve küskün.Tek başınıza kalıp geçmişte yaptığınız hataları ve günahları hatırlarsınız.
Bazı hataları tevbe kurtarmaz. Kul hakkına girdiyseniz bu dünyada telafisinin zor olduğunu görürsünüz.İçinizden güçlü bir ses size şunu fısıldar; "Keşke.. "