Darbeci Kenan Evren'in kendine özgü bir din anlayışı vardı. Mitinglerinde başörtüsünün lüzumsuzluğunu anlatan cümleler kurardı.
Okullarda başörtüsü yasağı onun döneminde (1980-1989) şiddetli bir şekilde uygulandı. Tek başına iktidarda olan Özal'ın bile gücü yetmedi.
Sevmediğimiz uygulamaların yanında beğendiğimiz kararları da oldu.
Mesela; 1982'de kabul edilen Anayasanın 24.maddesiyle okullarda "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi" dersleri zorunlu hâle getirilmişti.
O zamana kadar din dersleri seçmeli idi ve çoğu öğrenci bu dersi seçmiyordu.
Ülkede o yıllara kadar komünizm ve dinsizlik gençler arasında yaygınlaşmıştı. Hatta komünizmle mücadele için Türkiye genelinde "Komünizmle Mücadele Dernekleri" kurulmuştu. Mao'cu, Lenin'ci gençler favorilerini L, bıyıklarını M şeklinde uzatarak bir moda oluşturmuşlardı.
Kilis'te de 1970'li yıllarda şimdiki Ünlükahraman apartmanı altındaki pasajda derneğin varlığını hatırlıyorum.
Dernekte Nihat Ferah hoca efendi faal görevde bulunmuştu.
1983'te Anavatan iktidarıyla dindarlar biraz nefes aldı. Okullarda din dersi öğretmenleri gençlere dini konularda bilgiler veriyor ve zaman zaman değişik camilerde özel sohbetler gerçekleştiriyorlardı.
Okullarda sol görüşlü bazı öğretmen ve idareciler bu durumdan rahatsızlıklarını çeşitli şekillerde ifade ederlerdi.
Liselerde 'evrim teorisi' sanki gerçek bir bilgi gibi gençlere anlatılıyor, 'yaratılış' konusundan teori olarak bile bahsedilmiyordu.
Aslında modern materyalist bilim, Allah'ı ve ahreti reddeden bir kurguya sahipti. Çünkü bilime göre bir şey tecrübe edilebiliyorsa vardır, yoksa yokturu beyinlere zerk ediyordu.
Laikliğin bir gereği olarak 'günaydın' ve 'tünaydın' ne demekse (!) serbestçe kullanılırken "selamün aleyküm' demek çok küçümsenen ve kınanan bir cümle olarak görülürdü.
Namaz kılmak, okullarda mescit açmak laikliğe aykırı eylemler olarak görülürdü.
Cuma'ya giden öğrenciler geç kalırım ve izin alamam endişesini her hafta yaşarlardı.
Başını örten 4-5 kız öğrenci sanki büyük bir suç işlemiş gibi mahcup bir eda içindeydi. Zaten onlarda kapı girişinde eşarbını çıkarıyordu.
1985'den itibaren her okulda artık din dersi öğretmeni vardı. Bu öğretmenler girdikleri sınıflarda dini ve ahlaki bilgileri güzel bir şekilde sohbet havasında anlatmaya çalıştılar.
Televizyon ve telefon olmadığı için örf ve gelenekler yine de gençleri kuşatmıştı.
Mesela kız öğrenciler en önde oturur ve erkek arkadaşlarıyla laubali davranışlar sergilemezlerdi.
Aileden gelen terbiye ve ahlaki güzellikler bir şekilde devam ettiriliyordu.


Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir