Hz.Adem'den bu yana Hak ve bâtıl mücadelesi devam ediyor. Bir yanda Allah'ın varlığını ve birliğini (Tevhid) savunan Peygamberler ve ümmetleri, diğer yanda şirki, inkarı savunup heva ve hevesine kapılarak şeytanın yoluna tabi olan güruhlar...
Bu mücadele son yüzyılda da bütün çıplaklığıyla devam ediyor.
Bir yanda Allah'ın emir ve yasaklarının uygulanmasını isteyenler, diğer yanda Allah'a ve âhirete inanmayıp aklınin,nefsinin ve şeytanın arzularına göre yaşayanlar.
1930'lu 40'lı yıllarda din derslerinin ve Kur'an öğretiminin ve hatta Kur'an dinlenmesinin bile yasaklandığı dönemler olmuş. Okullarda mescid açmak ve namaz kılmak gericilik kabul edilmiş. Hacca gitmek yasaklanmış. Çıplaklık teşvik edilmiş ve modernlik olarak lanse edilmiş, dinin emrine göre giyinmek ve örtünmek gericilik ve yobazlık olarak empoze edilmiş. Dinin emrine göre giyinen bir kız devletin hiç bir kademesinde okul okuyamamış.
Tesettürlü bir bayan devletin hiç bir kademesinde görev alamamış.Örtülü bir anne oğlunun askerlik yemin törenine bile alınmamış. Örtülü bir kadın hiçbir TV programına seyirci olarak bile girememiş.
2007 yılında Cumhurbaşkanı seçilen Abdullah Gül'ün eşi Çankaya köşküne giremez denilmiş.
Son yüzyılda Biyoloji derslerinde Darwin'in evrim teorisi bilimsel bir bilgi gibi sunularak insanın ve evrenin yaratılışı bir tesadüfe bağlanmış.

Felsefe derslerinde Allah ve âhiret düşüncesi konusunda kafalar karıştırılmış, hayatta en hakiki mürşit ilimdir düşüncesi yerleştirilmeye çalışılmıştır.Bilimin konusu olmayan Allah, melek, cin, ahiret, cennet, cehennem, hesap, sırat,mizan gibi kavramlar boş ve bâtıl inançlar gibi anlatılarak zihinler iğdiş edilmiştir.
Allah ve âhiret inancı zayıflayınca ahlak ilkeleri de dumûra uğradı.Şu anda büyük bir ahlak sorunu yaşanıyor. Bunun bir sonucu olarak adam öldürme, zina, fuhuş, hırsızlık,adam kayırma, rüşvet uyuşturucu ,kumar ve her türlü kötülük kol gezer oldu.
Parklar ve sosyal alanlar sarmaş dolaş gezen gençlerin edep dışı davranışlarının
mekanı oldu.
Bazı TV ve dijital platformlar özgürlük adına dini değerleri hiçe sayan ve ahlaki ilkeleri darmadağın eden mecralar hâline geldi.
Bu platformlar o kadar etkili hale geldi ki aklı selim sahibi her insan çocuklarının ve torunlarının geleceklerinden ciddi endişe duyar hâle geldi.
Dindar insanlar TV ve sosyal medya alanında içerik üretmede zayıf kaldılar.Şerrin ve şeytanın yolunda gidenler hızla nesillerimizi köklerinden koparmaya çalışıyorlar.
Mücadele devam ediyor.
Önemli olan bizim kimin yanında mücadele ettiğimiz.
Hz.Musa'nın mı? Firavun'un mu?
Hz.Ibrahim'in mi? Nemrud'un mu?
Hz.Muhammed'in mi? Ebu Cehil'in mi?


Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir