Kıymetli hemşehrilerim, değerli okuyucularım,
Yine bir Kurban Bayramı’nın arifesine yaklaşırken, her yıl olduğu gibi bu yıl da toplumumuzun en hassas noktalarından biri olan “kurban ibadeti” etrafında yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Bayramlar; birlik, beraberlik, paylaşma ve dayanışmanın en güçlü şekilde hissedildiği müstesna zamanlardır. Ancak ne yazık ki bu manevi atmosfer, bazı kesimler tarafından ticari fırsata dönüştürülmek istenmektedir.
Daha önceki yıllarda da defalarca dile getirdiğimiz gibi, Kurban Bayramı öncesinde fiyatlarda yaşanan ani ve yüksek artışlar artık neredeyse alışkanlık haline gelmiş durumda. Oysa mesele sadece bir ekonomik denge meselesi değil aynı zamanda vicdani ve ahlaki bir sorumluluk meselesidir. Elbette üretici kazanmalıdır. Emek veren, hayvanını yıl boyunca besleyen, bakımını yapan üreticinin emeğinin karşılığını alması son derece doğaldır. Ancak üretici ile fırsatçı arasındaki çizginin de çok net bir şekilde ayrılması gerekmektedir.
Bakınız, daha birkaç hafta öncesine kadar kilogram fiyatları 240-250 TL bandında seyreden kurbanlıkların, bir anda 340-370 TL seviyelerine çıkarılması ciddi soru işaretlerini beraberinde getirmektedir.
Bu artışın gerekçesi nedir?
Hangi maliyet kalemleri bu denli yükselmiştir?
Bu fiyatlar hangi kriterlere göre belirlenmiştir?
Tüm bu soruların şeffaf bir şekilde cevaplanması gerekmektedir.
Unutulmamalıdır ki Kurban Bayramı, sadece ekonomik gücü olanların değil, herkesin ibadetini yerine getirebildiği bir bayram olmalıdır. Bir yıl boyunca biriktirdiği üç kuruşla çocuklarına kurban sevincini yaşatmak isteyen ailelerin, fahiş fiyatlar nedeniyle bu ibadetten mahrum kalması kabul edilebilir bir durum değildir. Bu, toplumsal adalet duygusunu zedeleyen bir tablodur.
Her yıl kurulan fiyat tespit komisyonlarının ne kadar etkin ve denetleyici olduğu da ayrıca sorgulanmalıdır.
Alınan kararların sahaya ne ölçüde yansıdığı, fırsatçılığın önüne geçilip geçilmediği ciddi bir şekilde değerlendirilmelidir. Sadece fiyat açıklamak yeterli değildir.O fiyatların neden hep yüksek tutulduğu sorgulanmalıdır.
Buradan yetkililere açık bir çağrıda bulunmak istiyorum: Lütfen bu süreci daha sıkı denetleyin. Piyasayı manipüle eden, fırsatçılığı alışkanlık haline getiren kişi ve gruplara karşı gerekli yaptırımlar gecikmeden uygulanmalıdır. Aksi halde her yıl aynı senaryoyu konuşmaya devam ederiz.
Öte yandan, dürüst esnafımızı ve gerçekten üretim yapan vatandaşlarımızı da bu eleştirilerin dışında tutmak gerekir. Onlar bu sistemin mağduru değil aksine yükünü taşıyan kesimidir. Asıl mücadele edilmesi gereken kesim, bu işi sadece bayramdan bayrama kazanç kapısı görenlerdir.
Sonuç olarak; Kurban Bayramı’nın ruhuna yakışır bir şekilde fiyatların makul seviyelerde olduğu vatandaşın gönül rahatlığıyla kurbanını alabildiği paylaşmanın ve yardımlaşmanın ön planda olduğu bir bayram temenni ediyoruz. Bu sadece ekonomik bir düzenleme meselesi değil aynı zamanda toplumsal vicdanın korunması meselesidir.
Temennimiz odur ki; bu bayramda kimse “alamadım” demesin, hiçbir çocuk bayram sevincinden mahrum kalmasın ve bu güzel ibadet, gerçek anlamıyla yerine getirilebilsin.
Kalın sağlıcakla.....
Hamza Özkaya