Kilis’in yüzyıllardır süregelen en önemli tarımsal değerlerinden biri olan üzüm üretimi bugün tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşıyor. Bir zamanlar bağlarıyla anılan, sofralık ve şıralık üzümüyle Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden biri olan Kilis’te bugün üreticinin yüzü gülmüyor. Açıklanan alım fiyatları, her geçen yıl artan girdi maliyetleri ve piyasalardaki belirsizlikler nedeniyle bağcılık adeta bitme noktasına geldi.
Geçtiğimiz yıl üzüm fiyatı ilk etapta 16,50 TL olarak açıklanmış, üreticilerin haklı tepkileri sonrasında yapılan değerlendirmelerle fiyat 20 TL seviyelerine kadar yükseltilmişti. Ancak bu yıl açıklanan 11 TL’lik fiyat, üreticinin beklentilerinin çok altında kaldı. Gübre, mazot, ilaç, sulama, işçilik, budama ve nakliye maliyetlerinin katlanarak arttığı bir dönemde 11 TL’lik fiyatın üreticiyi memnun etmesi zaten mümkün değildi.
Üzüm üreticisi bugün sadece emeğinin karşılığını alamadığı için değil zarar ettiği için isyan ediyor. Çünkü artık bağdan elde edilen gelir, üretim maliyetlerini dahi karşılayamaz hale geldi. Çiftçi sabahın ilk ışıklarıyla bağa gidiyor, yıl boyunca büyük emek veriyor, ancak hasat zamanı geldiğinde emeğinin karşılığını alamıyor.
En acı tablo ise üreticilerin bağlarını sökmeye başlamasıdır.
Bugün Kilis’in birçok köyünde üzüm üreticileri yıllardır emek verdikleri bağlarını söküyor. Çünkü zarar ettikleri bir üretimi sürdürme şansları kalmadığını düşünüyorlar. Bağların sökülmesi sadece bir çiftçinin üretimden vazgeçmesi değildir aynı zamanda Kilis’in tarımsal kültürünün, ekonomik geleceğinin ve önemli bir değerinin de yok olması anlamına geliyor.
Oysa bu yıl rekoltenin yüksek olması bekleniyordu. Üretici daha fazla ürün almayı umut ederken, açıklanan fiyat bütün umutları adeta yerle bir etti. Yüksek rekolte sevindirici olması gerekirken düşük fiyat nedeniyle üreticinin kabusu haline dönüştü.
Bağcılık sadece üzüm üretmek değildir. Bağcılık; kırsalda istihdamdır, aile ekonomisidir, ihracat potansiyelidir, kültürel mirastır. Kilis denildiğinde akla gelen ilk tarımsal ürünlerden biri olan üzümün bu noktaya gelmesi hepimizin ortak sorunudur.
Bugün sessiz kalınırsa yarın bağlar tamamen yok olabilir. Bir kez sökülen bağın yeniden kurulması yıllar alır. Üretici güvenini kaybettiğinde onu yeniden üretime döndürmek ise çok daha zor olur.
Bu nedenle yetkililerin vakit kaybetmeden harekete geçmesi gerekiyor. Üreticinin zararını telafi edecek destek mekanizmaları oluşturulmalı, alım fiyatları yeniden gözden geçirilmeli ve üzüm üreticisinin emeğini koruyacak politikalar hayata geçirilmelidir. Tarım sadece üreticinin meselesi değildir; gıda güvenliğinin, kırsal kalkınmanın ve ülke ekonomisinin temel taşıdır.
Bugün açıklanan 11 TL’lik fiyat, üreticinin ifadesiyle “bir ekmek parası bile etmeyen” bir rakam olarak görülüyor. Bu nedenle üreticilerin tepkisi haklıdır. İnsanlar alın terinin karşılığını istemektedir. Hiç kimse zarar etmek için üretim yapmaz.
Buradan bir kez daha çağrıda bulunuyoruz.
Kilis’in üzümüne sahip çıkalım. Kilis’in bağlarına sahip çıkalım. Üreticimizi yalnız bırakmayalım.
Çünkü bugün bağlar sökülürse, yarın sadece üzümü değil Kilis’in yıllardır oluşturduğu tarımsal kimliği de kaybetmiş olacağız.
Üzüm üreticisinin sesi duyulmalı, mağduriyet giderilmeli ve Kilis bağcılığı yeniden hak ettiği değere kavuşturulmalıdır. Aksi halde bugün yaşananlar, yarın “Kilis’te bir zamanlar bağcılık vardı” diye anlatılan acı bir hatıraya dönüşecektir.
Hamza ÖZKAYA


Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir