Ana içeriğe geç

Kilis Havadis, son dakika haberleri, yerel en güncel gelişmeler, siyaset, ekonomi, sağlık, eğitim, gündem, spor, teknoloji ve Türkiye geneli tüm özel haberler...

Osman Zahteroğlu
Osman ZahteroğluKöşe Yazarı

Çiftçi Kan Ağlıyor, Sayın Vekilimiz Destekleri Savunuyor!

Sayın Vekilim, o kürsüde çiftçinin feryadını duymak isterdik!

Sayın Vekilim, o kürsüde çiftçinin feryadını duymak isterdik!
Kilis’in çiftçisi ayakta kalma mücadelesi veriyor, zeytin bahçelerinde üretici emeğinin karşılığını arıyor! Mazot, gübre, işçilik ve diğer girdi maliyetleri çiftçinin belini bükerken TBMM kürsüsünden tarımsal desteklerin yeterliliğinin savunulması, üreticinin yaşadığı gerçekleri değiştirmiyor. Bir zeytin üreticisi olarak soruyorum: Sayın Ahmet Salih Dal, çiftçinin sorunlarını da aynı kararlılıkla dile getirseydiniz ya! Çiftçi destek açıklaması değil, geçinebileceği bir üretim düzeni istiyor!
Eveeeetttt!
Gün geçmiyor ki Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yeni bir önerge verilmesin, o önergelere verilen cevaplar da kamuoyunda yeni tartışmalara yol açmasın. Ancak söz konusu çiftçinin alın teri, üreticinin geçim derdi ve memleketin geleceği olduğunda insanın beklentisi çok açık: Siyasetçinin kürsüdeki sözleri, tarladaki gerçeği anlatmalı!
Dün, İYİ Parti Grubu tarafından zeytin fiyatlarının düşüklüğü ve üreticilerin yaşadığı sorunlarla ilgili verilen önerge üzerine yapılan konuşmaları takip ettik. AK Parti Grubu adına söz alan Kilis Milletvekilimiz Sayın Ahmet Salih Dal’ın, kendisinin de zeytin üreticisi olduğunu ifade ederek tarımsal desteklerin yeterli olduğu yönündeki değerlendirmelerini dinledik.
Dinledik ama içimiz burkuldu.
Neden mi?
Çünkü ben de bir zeytin üreticisiyim. Zeytin ağacının bir yıllık emeğini, bahçenin masrafını, hasadın yükünü ve üreticinin sezon sonunda yaptığı hesabı bilenlerdenim.
Sayın Vekilim, siz de zeytin üreticisi olduğunuzu söylüyorsunuz. O halde çiftçinin ne çektiğini, bir ağacın ürün vermesi için ne kadar emek gerektiğini, mazotun ve gübrenin üreticiye neye mal olduğunu en iyi bilenlerden biri olmanız gerekmez mi?
İşte benim sitemim tam da burada başlıyor!
SAYIN VEKİLİM, KEŞKE ÇİFTÇİNİN FERYADINI DA DİLE GETİRSEYDİNİZ!
Keşke Meclis kürsüsünden, “Evet, zeytin üreticimiz zor durumda. Mazot pahalı, gübre pahalı, işçilik pahalı. Üreticimiz bütün bu masrafları yaptıktan sonra ürününü sattığında emeğinin karşılığını alamıyorsa burada ciddi bir sorun vardır” diyebilseydiniz.
Keşke, “Çiftçimiz ne yiyecek, ne içecek? Borcunu nasıl ödeyecek? Gelecek sezon bahçesine nasıl bakacak? Çocuğunun eğitim masrafını, evinin geçimini nasıl karşılayacak?” diye sorabilseydiniz.
Keşke, “Verilen destekler önemli olabilir ama çiftçimizin gerçek maliyetlerini karşılamaya yetiyor mu, bunu yeniden değerlendirmeliyiz” diyebilseydiniz.
İnanın, o gün sizi dinleyen Kilisliler arasında alkışlamayacak çok az insan olurdu.
Çünkü çiftçi, kendisini temsil eden milletvekilinden yalnızca hükümetin uygulamalarını anlatmasını değil, gerektiğinde eksiklerini de açıkça dile getirmesini bekliyor.
KİLİS’TE ÜZÜMCÜLÜK ÖLDÜ. ZEYTİNCİLİK CAN ÇEKİŞİYOR!
Kilis denildiğinde akla üzüm gelir, zeytin gelir, bağlar ve bahçeler gelir. Bu toprakların insanı yıllardır alın teriyle üretir, ailesini geçindirir ve memleket ekonomisine katkı sunar.
Peki, bugün üreticinin yüzü ne kadar gülüyor?
Üzüm üreticisinin sorunları dinlemedik üzümcülük öldü. Zeytin üreticisi de artan maliyetler ve ürününü hangi fiyattan satacağına ilişkin belirsizliklerle mücadele ediyor. Mazotun, gübrenin, ilacın, budamanın, işçiliğin hesabını yapan çiftçi, hasat zamanı geldiğinde bir de satış fiyatını düşünüyor.
Tarımın başkenti olabilecek bir coğrafyada üreticinin geçim hesabı yapması, hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir meseledir.
Kilis’in bereketli toprakları var. Üretme kültürü var. Yılların tecrübesi var. Peki, üreticinin geleceğe güvenle bakmasını sağlayacak ekonomik şartlar yeterlimi?
ANKARA’DA DESTEK YETERLİ GÖRÜNEBİLİR, TARLADA HESAP NE DURUMDA!
Burada bir ayrımı özellikle yapmak gerekiyor.
Elbette devletin çiftçiye verdiği destekler önemlidir. Elbette tarımsal destekler üretimin devamlılığı için gereklidir. Ancak destek veriliyor olması, çiftçinin bütün sorunlarının çözüldüğü anlamına gelmez.
Asıl mesele, desteklerin üreticinin gerçek maliyetleri karşısında ne kadar etkili olduğudur.
Bir çiftçi bir sezon boyunca masraf yapıyor, ailesiyle birlikte emek veriyor, hasadını gerçekleştiriyor. Ürününü sattığında eline kalan para borçlarını ve gelecek sezonun masraflarını karşılamıyorsa hangi destekten, hangi başarıdan söz edeceğiz?
Üreticinin cebine giren parayla cebinden çıkan parayı karşılaştırmadan yapılan değerlendirmeler, tarladaki gerçekliği eksik bırakabilir.
Buradan hükümete ve Tarım ve Orman Bakanlığına da sesleniyorum:
Çiftçinin sorunlarını yalnızca destekleme kalemleri üzerinden değerlendirmeyin. Mazotun, gübrenin, tarımsal ilaçların ve işçiliğin maliyetini birlikte ele alın. Zeytin ve üzüm üreticisinin gelirini, borç yükünü ve üretime devam edebilme kapasitesini dikkate alın.
Üreticinin emeğini koruyacak, maliyet baskısını azaltacak ve ürününü değerinde satmasına yardımcı olacak politikalar geliştirin.
Çünkü çiftçinin istediği ayrıcalık değil, emeğinin karşılığıdır!
SAYIN CUMHURBAŞKANI, SAYIN BAKAN; ÇİFTÇİ SADECE ÜRETMEK İSTİYOR!
Sayın Cumhurbaşkanına, hükümete ve Tarım ve Orman Bakanlığına açık bir çağrım var.
Türkiye’nin tarımsal üretime ihtiyacı var. Ülkenin çiftçisine, köylüsüne, bağcısına ve zeytin üreticisine ihtiyacı var. Gıda güvenliği açısından da üretimin sürdürülebilir olması gerekiyor.
Ancak üreticiyi yalnızca üretmeye çağırmak yetmez. Üretebilmesi için gerekli ekonomik şartları da oluşturmak gerekir.
Kilisli zeytin üreticisi bahçesini terk etmek istemiyor. Üzüm üreticisi bağını sökmek istemiyor. Çiftçi toprağını bırakıp başka işlerin peşine düşmek istemiyor.
Ama insanın emeğinin karşılığını alamadığı bir düzende üretime devam etmesi de giderek zorlaşıyor.
O nedenle tarımsal desteklerin yeterliliği yeniden değerlendirilmeli, girdi maliyetlerinin azaltılması için somut adımlar atılmalı ve üreticinin pazarlık gücü artırılmalıdır.
Çiftçinin sorununu görmezden gelmek, sorunu ortadan kaldırmaz. Kürsüden yapılan açıklamalar da tarladaki hesabı değiştirmez!
SON SÖZÜM SAYIN AHMET SALİH DAL’A…
Sayın Vekilim, bu yazıyı bir siyasi kavga çıkarmak için yazmıyorum. Bir zeytin üreticisi ve Kilis’in sorunlarını dert edinen bir gazeteci olarak yazıyorum.
Sizin de zeytin üreticisi olduğunuzu söylemeniz, bu meselede beklentimizi daha da yükseltiyor. Çünkü insan, kendi yaşadığı sorunu bilen birinin o sorunu daha güçlü savunmasını bekliyor.
Keşke o gün Meclis kürsüsünden desteklerin yeterli olduğunu anlatmak yerine, üreticinin yaşadığı sıkıntıları daha güçlü biçimde dile getirseydiniz.
Keşke, “Ben de zeytin üreticisiyim; sahadaki maliyetleri biliyorum. Çiftçimizin sorunları var ve bu sorunların çözülmesi gerekiyor” diyebilseydiniz.
İşte o zaman, sizinle aynı siyasi görüşte olsun ya da olmasın, pek çok üreticinin takdirini kazanabilirdiniz.
Çünkü çiftçinin derdi partiler üstüdür. Zeytin ağacının hangi partinin bahçesinde yetiştiği yoktur. Toprağın hangi siyasi görüşe oy verdiği de yoktur. Toprak, emek ister; üretici de emeğinin karşılığını bekler.
Ben bir zeytin üreticisi olarak üzülüyorum. Kilis’in bağlarında, bahçelerinde emek veren insanlar adına üzülüyorum.
Unutmayalım:
Çiftçi üretmezse sofra küçülür. Tarım gerilerse memleket kaybeder. Üretici kazanamazsa yarın üretim de tehlikeye girer.
Bizim beklentimiz alkış toplayan siyasi cümleler değil, çiftçinin hayatında karşılığı olan çözümlerdir.
Çünkü o zeytin ağacının gölgesinde yalnızca bir ürün değil, bir ailenin geçimi, bir şehrin ekonomisi ve bu ülkenin geleceği vardır.
Çiftçinin sesi duyulmalı! Kilis’in üreticisi sahipsiz bırakılmamalı!
Saygılarımla:
Sağlıcakla kalın:
Osman Zahteroğlu
Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın