Ülkemizde çözülmesi gereken çok sayıda mesele var. Aslında en önemli mesele insan yetiştireme(me) meselesi olarak göze çarpıyor.
Buradan Türkiye'de hiç iyi insan yetişmiyor. Öldük, bittik diye düşünmekte doğru değil.
Ülkemizde her şeye rağmen iyi insanlar kötülerden yüzde doksandokuz daha fazladır.
Sosyal medya ve basın genelde olumsuz şeyleri haber yapıyor. Aynı olumsuz haberler 5-10 kanal tarafından verilince insanlarda umutsuzluk ve geleceğe dair beklentiler azalıyor.
Batıda olumsuz haberlere pek yer verilmediğini biliyoruz.
Bizde de bu tür haberlere ve spesifik aile dramlarının anlatıldığı programlara ciddi bir kısıtlama getirilmelidir.
Türkiye'de toplumun yüzde birlik bir kısmın sorunlu olduğu tahmin ediliyor. Bu da yaklaşık 850 bin kişi demektir. Biz devlet ve millet olarak bu sorunlu görünen veya olan kişilere odaklanmalıyız.
Hırsızlık, cinayet, gasp, yaralama, tecavüz, uyuşturucu vs. gibi hastalıklara/kötülüklere meyilli kişilerle etkin mücadele edilmelidir.
Bu toplumun diğer kesimini ihmal edelim anlamına gelmez.
Bu mücadele esnasında ahlak ve maneviyatı kalplere yerleştirme en birinci vazife olmalıdır.
Din duygusu güçlü bireylerde yukarıda bahsettiğimiz kötü fiil ve davranışlar pek görülmez.
Din duygusu güçlü kişiler etrafını ve çevresini de temiz tutar.
Tabiatı, canlıları, havayı, suyu gözü gibi korur.
Her şeye rağmen eğitilemeyen veya din duygusu geliştirilemeyen insanlar için de ceza müessesesi işletilmelidir.
Allah'ın bize bahşettiği tabiatın orta yerine her türlü enkazı döküp kaçan yüzde birlik nasipsizler yakalanmalı ve cezalandırılmalıdır.
Yüzde birlik kesimin yüzde doksandokuz insanın moralini, motivasyonunu ve umudunu kaybettirmesine fırsat verilmemelidir.