İnsan ve tüm canlılar ölümlü varlıklardır. Varlıklar içerisinde öleceğini bilerek yaşayan tek varlık ta insandır.
İnsan yüzdeyüz öleceğini bildiği halde iç dünyasında hiç ölmeyecekmiş gibi bir hisle yaşar. Çünkü dünya şirindir. Mal, mülk, evlat ve ıyal onu dünyaya sımsıkı bağlar.
Çoğu kere bu dünyada niye vâr olduğunu ve öbür dünyaya hazırlık yapması gerektiğini bile unutur veya ihmal eder.
Sonunda ölümün pençesinden kurtulamaz. Mal, mülk, makam ve mevki ona fayda vermez. Saraylara sığmayan vücudu, 'iki karış,dört parmak' bir alana sığar.
Artık hiç bir şeyin faydası yoktur. Yeme, içme, uyuma, para kazanma, gezme tozma herşey bitmiştir.
Bir daha geri dönüş yoktur. Pişmanlık hakkı sona ermiştir.Hiç kimse size artık fayda veremez. Arkanızdan okunacak bir fatiha ve yapılacak hayırdan başka bir sevap kazanma ihtimaliniz de olmayacaktır.
Bir zaman sonra sizi tanıyan ve arkanızdan bir fatiha okuyanınız da kalmayacaktır.
İşte bu Kilis "Köro mezarlıği"nda yatanlar gibi.
Burada yatanları artık hiç kimse tanımıyor. Hatta mezar yerleri bile belli değil.
Son durum işte bu..
Bize düşen verilen sınırlı ömür nimetini fırsat bilip, bu kıymetli zamanları iman,ibadet ve salih amelle doldurmaya çalışmak.
Çünkü sonunda fatiha okuyanımız bile kalmayacak.